Zeki KARAASLAN / Lâlezâr ya da insancıllığın şairi: Mustafa FIRA
Lâlezâr ya da insancıllığın şairi: Mustafa FIRAT
Şair Mustafa Fırat. İzmir 1978 doğumlu. Edebiyat öğretmeni.
Şiirler, yazı ve söyleşileri:Agora, B(aşk)a, Budala, Cumhuriyet Kitap Eki, Eski, Hürriyet Gösteri, Öteki-Siz, Şiir Ülkesi, Şiiri Özlüyorum, Şair Çıkmazı, Yaratım, Şair Çalışıyor, Ada, Yom Sanat, E ve Varlık gibi dergilerde yer almış. İlk kitabı “Paslı Ayna” Ekim 2003 de yayımlanmış. Yazımıza konu olan Lâlezâr isimli 2. kitabı ise; Ocak 2005 de yom yayınlarından çıkmış. Türkiye’nin seçkin şiir dergilerinden olan “Mühür” ü çıkarmakta. Lâlezâr adlı kitabı ile Nüzhet Erman ödülünü almış. Mustafa Fırat; şiirine içinin kültürünü damıtarak, geçmişle, gelenekle ilintili bir dilin yolculuğuna çıkmış bir şair.Bir su şırıltısı gibi dingin, usûl ve yeğnitilmiş bir sesi var:
Yanımda olmadığın kadar yanımdasın…
Bana gülüşlerini
Bana dokunuşlarını ver!
( Lâlezâr. Sayfa 9/Açelya )
İnsanoğlu güzel olanı sembollerle ifade etmenin kültürünü, çeşitli deneyimlerden, yaşamlardan anekdotlar çıkararak, öğrenmiş.Beğendiği, hoş bulduğu bir şeyi tanımlarken ya da betimlerken çiçek isimlerine tutunmuşluğu olmuş: Sevgili; güle, çiğdeme… benzetilmiş. Dahası, çiçeklerin ete kemiğe büründürüldüğü de olmuş. Aşık Veysel’in güzeller güzeli türküsünü hangimiz hatırlamaz? “Lâle der ki be hey Tanrı/ Benim boynum neden eğri…”
İşte, genç şair Mustafa Fırat’ın kitabında da her bir çiçek bir imgeye dönüştürülmüş: Sevgili, çocuk, hayat, acı, mutluluk, ayrılık, vuslat, dostluk…
Hüseyin Alemdar’a ithaf edilen şu şiirin güzelliğine bir bakalım dilerseniz:
“Hüznün musluğunu kapa hey dost!
Haydi söylemler içre haydi
Umudun memelerinden emzir beni
ikibeşbirikidokuz bip bip”…
(Lâlezâr, sayfa 32-33/fulûat çiçeği)
Şairler arasında sıklıkla sohbeti yapılan, hatta şiirle ilgili inceleme yazılarına konu olmuş, literatüre geçmiş bir öngörüdür:
“Şairler şiirlerini diğer şairler için yazar”.
Fırat’ın bu şiiri nedense aklıma bu öngörüyü düşürdü. Şairler arasında olması gereken şeyin,günümüzde eksik olan şeyin, dostluk olduğunu hatırlattı.
“Lâlezâr” ne yazık ki elimizde bir tane olduğundan arkadaşlarla aramızda elden ele dolaşıyor. Sırayla okuyoruz. İlhan Kemal bilhassa okuduğu şiirlerin yanına köşesine ilginç notlar düşer, şiire dair .Tuluat çiçeğinin bitiş dizesindeki noktalı yerlere 6 ve 1 rakamını ilave etmiş .Bunu neden yaptığını bir türlü çıkaramadım.
Neden sonra aklıma geldi: Bu şiir şairin diğer bir şair ağabeyine ulaşmak isteyip,ulaşamamanın verdiği bir hüzünle yazılmış: Rakamlar birleştirilince Hüseyin Alemdar’ın telefon numarasını elde ediyoruz.
Hilmi Yavuz’un deyimiyle “kadim şiirin lirik tözünden ürettiği dizelerle bir “lâlezâr” sunuyor şair bize.” Şiirde lirizm 80 li yıllardan günümüze geri plana atılmıştı.Oysa ki şiirin olmazsa olmazlarındandır lirizm. Sevindirici olan bunu keşfeden değerlerin yetişiyor olması, İlhan Kemal gibi. Mustafa Fırat gibi. Bu,şiirimiz adına iyiye işaret.
Bazı şairler vardır ki yazdıkları iyi şiirlerin yanında,yaptıkları güzel işlerle de hayatı dönüştürürler. Bu günümüzde ıskalanan bir şey. Ben merkezci bir düşünce ile benden sonrası tufan diyen şairciklerle dolu ortalık. Bu noktada Mustafa Fırat gibi mümtaz insanlar çıkıp olması gerekeni işaret ediyorlar: İnsancıllığı,içtenliği,samimiyeti,dostluğu,kadirşinaslığı,paylaşımı…
Zaten şiir de böylesi ulvi şeylere denk gelen,karşılığı aşktan yana olan bir sanat değil midir? Kavgacı,kendisinden başka herkesi yok sayan bir tutumla nereye gidebiliriz?
Şunu unutma Mustafa Fırat! Şiirin kapısındaki mührü kırdığın dergin “Mühür”den öpecek ati seni:iyiyi,güzeli,farklı olanı görebilen bir dergi varettiğin için sana teşekkür ederiz.
Carlyle şöyle der:”Bir kitap yürekten gelmişse,ancak o zaman başka yüreklere ulaşabilir.”Son söz:Lalezar yürekten gelmiş bir kitaptır.
Mustafa Fırat/Lalezar/ şiir/ 60 sayfa. Yom yayınları.